BÜYÜK DEFTER-KANIT-ÜÇÜNCÜ YALAN
Savaş döneminde çocuk
olmayı,aileden uzakta hayata tutunabilmeyi,küçücük yaşta tüm olumsuzluk ve zor
şartlara rağmen kendini eğitebilmeyi başaran veya başaramayan çocukların
hikayesi.
BÜYÜK DEFTER; isimsiz
zamansız ve mekansız ama bir çocuğun savaş döneminde yaşadığı çok ağır ve zor
şartları tokat gibi çarpıyor yüzümüze.Minicik yaşta hayata tutunabilmek ve kendini
güçlü kılmak için hayallerinde kendisine bir kardeş figürü yaratıp tüm
zorluklara birlikte göğüs germeye çalışıyor.Sevgiyi saygıyı hatta
hiçbir duyguyu yaşamadan hayatı
tüm çıplaklığı ve tüm pisliğiyle kabullenip ona meydan okuyor aslında.Tek
başına olunca insan bu kadar güçlü olabilir mi?çok zor.Ama yanında kendisi gibi
hisseden,tüm kötü anlarını paylaşan ve hep yanında olup hiç bırakmayan bir
ikizi olursa tüm zorluklarla başa çıkabilir ve yaşama devam edebilir belki
insan.O yüzden bu zor dönemde bir ikiz kardeşle büyüyüp hayat dersini alabilmek
paha biçilemez .İkizler yan yanayken herkesten güçlüdür ve herşeyi başarabilir.Savaşın
tüm pisliğine baskısına ve aile travmasına rağmen direne direne hayatta
kalabilmesi büyük bir mucize.
KANIT; Hayatın tüm
zorluklarını deneyimleyerek büyüyen ikizlerin artık ayrılma zamanı geliyor.Aslında
yeteri kadar güçlü hissedince ikiz figürü yok oluyor.Yalnız devam etmeye
çalıştığım hayatında eş,baba,arkadaş,işçi olmayı deniyor deniyor deniyor ama
hiçbirinde başarılı olamıyor.Hep bir şeyler eksik.Yalnızlık hissi hiç
geçmiyor.Düşlediği kişi olup istediği hayatı bir türlü yaşayamıyor.Anne sevgisi
yok, baba figürü yok,kardeş çok güçlü bir şekilde var olmuşken o da kayboluyor
ve tutunacak dal kalmıyor.Yalnızlık hissi tüm hayatına sirayet etmiş
durumda.Savaş bitip hayat normalleşmeye başlasa da içindeki savaş hiç bitmiyor.Hayatı
siyah çamurlu bir su gibi hiç berraklaşmıyor.
Terkedilmişlik hissi,
annesiz ailesiz kalma,şiddet ve her türlü pisliğin içinde hayatta kalabilmek
normal olabilmek imkansız .Kimi zaman kör ve sağır olarak kimi zaman yazarak
hayata tutunuyor.Ama yaşadıkları ve gerçekler o kadar acı ki yazarken bile
yüzleşemiyor ve hayallerini yazıp onlara inanmak istiyor.
ÜÇÜNCÜ YALAN;Güzel
bir ailede dünyaya geldikten sonra babanın anneye ihaneti ,annenin babayı
öldürmesi ve sonrasında aklını oynatması savaşın başlamak üzere olması ve bir
anda kimsesiz yersiz yurtsuz kalması.Akla bile gelmeyen şeylerin çok acı bir
şekilde minicik bir çocuğun başına gelmesi.Annesiz babasız ve savunmasız bir
şekilde hayat denen acımasızlığın içinde kalıyor çırılçıplak.Terkedilmiş yalnız
hasta bir çocuk olarak kaldığı dünyada ne kadar uğraşsa da ne kadar dirense de
ait olduğu yeri bulamıyor.Hayat denen şeyle nasıl başa çıkılabilir bilemiyor.Ölüm
tüm acıları ve yaşanmışlıkları siler mi bilmiyor.O gün gelince onu da yaşayarak
görecek.
Hayaller ve
gerçekler nerede başlayıp nerede bitiyor belli olmayan sürekli tepetaklak olan
bir hayat yolculuğuu…